izmir Haber, Akrahost, Akra Web Hosting,Web Tasarım

Ege Haber, Bergama Akgün Elektrik İnşaat

Bergama Haber, Bergama Akai servisi, Bergama cosmos servisi, bergama crea servisi, Bergama Decktron servisi, Bergama Olimpia Servisi, Bergama Seikon Servisi, Bergama woell Dervisi

Bergama Haberleri, Bergama Haber, Ege Haber, Ege Haberleri, Dikili Haberleri, kuzeyegerehberi.com

Bölgeler ve Şehirler

Gazete Oku
|
Hakkımızda
|
Video İzle
|
Giriş
|
Üye Ol
|
iletişim
  
Kuaza
Bergama Emlak, Bergama satılık daire, Bergama kiralık daire, Bergama satılık iş yeri, Bergama kiralık ,işyeri, Bergama satılık Arsa, Bergama Satılık Tarla, Nihat Özçoban Emlak
 
Gün gelir büyürüz belki
Kategori: Haberler, Kültür SanatEklenme Tarihi: Kas 25th, 2011Ekleyen: admin
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
66 izlenim
Share |
Haber baglantisi

Gün gelir büyürüz belkiÇağan Irmak, son filmi ‘Dedemin İnsanları’nda Ege’de bir sahil kasabasında yaşayan küçük Ozan’ın gözünden mübadeleyi anlatıyor. Yıllar yılı görmezden gelinen mübadele, Dersim, faili meçhuller gibi konuların artık siyasette de, sinema gibi sanatın farklı dallarında da yüksek sesle ifade edilmesi, toplumca büyüdüğümüzün ifadesi olsa gerek.

Çağan Irmak, ‘Dedemin İnsanları’ için verdiği bir röportajda ‘Bu, büyümenin filmi.’ diyor. Görünen o ki sadece senaryosunun merkezine aldığı Ozan’ın (Durukan Çelikkaya) değil Türk toplumunun da büyüme serüvenini anlatma kaygısı yaşıyor. Mutlu günlerden, acılı dönemlerden geçen ailenin filmin nihayetinde duvardaki ‘ağlayan çocuk’ portresini indirerek yerine daha iç açıcı bir resim koyması öylesine bir tercih gibi durmuyor. 1970′lerin sonu ve 1980′lerin başında popülaritesinin zirvesinde olan, birçok evin duvarını ‘süsleyen’ ‘ağlayan çocuk’ posterinin çok sevilme sebebi Nurdan Gürbilek’e göre Türkiye toplumunun kendine acımaktan haz alma eğilimlerine paralel, toplumun kendini mağdur edilmiş çocuk olarak algılama temayülü. Bu imgede kudretsizliğin izlerini bulan toplum, güçsüzlüğünü de ‘milli bir erdeme’ dönüştürme çabasında. Üstelik, tıpkı Dedemin İnsanları’ndaki ‘çoğunluk’ gibi. Filmde posterin indirilmesi bu manada olumlu bir yaklaşım. Yıllar yılı görmezden gelinen, yok sayılan mübadele, Dersim, faili meçhuller gibi konuların artık siyasette de, sinema gibi sanatın farklı dallarında da yüksek sesle ifade edilmesi az da olsa toplumca büyüdüğümüzün ifadesi olsa gerek.

Babam ve Oğlum (2005), Issız Adam (2008) gibi filmleriyle kitleleri sinemalara toplamayı başaran, ana akım sinemacılar arasında parmakla gösterilen bir isim Çağan Irmak. Filmografisini her ne kadar farklı konular etrafında şekillendirse de hep aynı duygu halleri üzerine örüyor senaryosunu. Esprili diyaloglar, şen şakrak karakterler, seçtiği sıcak renkler, müzik, zaman zaman ışık patlamaları, kadrajlar… belirli anlarda izleyiciyi güldürmeye, kimi zaman da ağlatmaya amil. Dedemin İnsanları’nda da benzer bir grafik söz konusu. Neyse ki bu defa Babam ve Oğlum’daki kadar izleyiciyi ağlamaktan bitap düşürecek tonda değil. Orada Türk tohumu, burada Yunan gâvuru

Irmak, dedesi Mehmet Yavaş’ın yaşadıklarından yola çıkarak yazmış senaryosunu. Dede-torun ilişkisi üzerinden ilerleyen filmde Ozan rolündeki torun, Çağan Irmak’ın çocukluğundan da izler taşıyor. Ege’de küçük bir sahil kasabasında yaşayan Ozan’ın tüm sıkıntısı Girit göçmeni dedesi yüzünden arkadaşlarının onunla ‘gâvur’ diye dalga geçmesi. Bu baskıların Ozan’daki karşılığı milli duygularının kabarması; mesela her gördüğü askere selam vermesi, bir ileri aşamada ise faşizan hareketlere başvurması; göçmenlerin evlerini taşlamak gibi. Dedesi (Çetin Tekindor) kasaba eşrafından, başında inkılâplara sadakatini imleyen fötr şapkası, jilet gibi takım elbisesi, elinde Cumhuriyet gazetesi, Ramazan’da oruç tutan, Ramazan’ın ardından içkisinden vazgeçmeyen idealize bir Cumhuriyet beyefendisi. Aynı zamanda kul hakkına riayet eden, komşularına ayıp olmasın diye dükkânından ayrılırken kapısını kilitlemeyen, günümüzde ne yazık ki az rastlanan hassasiyetlere sahip bir insan, Ozan’ın bakış açısıyla ise bir ‘kahraman’. Mehmet Dede’nin görevi ‘Biz Türk’üz’ diye şahlanıp duran, çevresindeki insanlara her geçen gün daha çok zarar veren Ozan’ı ıslah etmek. Bulduğu çözüm yolu ise mübadele yıllarını, yaşadıkları acıları, nasıl ‘orada Türk tohumu, burada Yunan gâvuru’ ilan edildiklerini, ‘çoğunluk’un küçük temsilcisi, torununa anlatmak. Film mübadele yılları, Ozan’ın çocukluğu ve gençliği olmak üzere üç farklı zaman arasında ilerliyor.

İlk yarıdaki mutlu aile tablosunun üzerine ikinci yarıda kara bulutlar çöküyor. Mehmet Yavaş’ın tüm isteği memleketine, Girit’teki evine bir kez daha gitmektir. Fakat ‘memleket halleri’ buna bir türlü müsaade etmez. Böylece kamera ani bir hareketle mübadelenin gölgesindeki Ozan’dan, ihtilal mağduru (Ozan’ın babası) İbrahim’e (Yiğit Özşener) döner. Senaryodaki en büyük handikap, bu iki büyük vakayı yan yana getirmesi. İzleyicide handiyse farklı bir filme geçtik izlenimi uyandırıyor. Diyaloglar da filmin iniş çıkışlarından nasibini almış, bazı bölümlerde fazlasıyla ağdalı, zaman zaman didaktik. Hümeyra’nın canlandırdığı deli karakteri gibi Mehmet Dede’nin ani dönüşümü de perdeye yeterince inandırıcı aktarılamamış.

Çağan Irmak’ın sinemasının bu kadar alaka görmesinin sebebi muhtemelen Türk sinemasındaki genel eğilimin aksine filmlerindeki iyimser yaklaşımı. Bu şefkatten tüm azınlıklar; yaşlılar, deliler, düşkünler ve eşcinseller de nasibini almış. Dedemin İnsanları’nda umut en trajik anlarda bile kendine yer buluyor. Filmde ‘büyümek’ fikri ile insanın ‘ilk evreni’ eve dönüş arasında da bir korelasyon var. Önce Kıbrıs Harekâtı ardından ihtilal mani oluyor vuslata. Evine bir türlü ulaşamayan Mehmet Dede’nin sonu ise Gaston Bachelard’a hak verir nitelikte: “Ev olmasaydı, insan dağılıp giderdi.”

 


Namaz Vakitleri

İzmir Hava Durumu

IZMIR

Etiket Bulutu

Facebook Beğen

Yazarlarimiz ve son yazilari
web tasarım, akra web hosting
Editorun sectikleri

  Gazeteler : 

Akşam

Cumhuriyet

Fanatik Fotomaç

Habertürk

Hürriyet Milliyet Posta Sabah Taraf Vatan Zaman Tüm Gazeteler
Login